Short Stories in English and Their Translations in Turkish

We know that you want to speak English fluently. You need to be a good literate to speak English fluently. While reading, you learn new words; you also imagine the story in your mind, in this way it gets hard to forget what you learn. Besides, reading the stories out loud will be a have a vital role in your speaking skills.

Based on the philosophy of “If I only hear the words, I will forget them. However, if I see them, I will remember them and if I put it into practice, I can fully comprehend it”. English short stories widen your horizon, and make you gain the courage of “I can do this!”. Writing ranges you up immediately as a matter of fact. Then, let’s take you here without losing any time for the tour of English stories we elaborately prepared.

1st Story

Emily’s Secret

Emily doesn’t write her homework. When there is an exam – she gets sick. She doesn’t tell anyone, but the truth is she can’t read and write. Emily doesn’t remember the letters of the alphabet.

One day, Emily’s teacher finds out. She sees that Emily can’t write on the board. She calls her after class and asks her to tell the truth. Emily says, “It is true. I don’t know how to read and write”. The teacher listens to her. She wants to help Emily. She tells her, “That’s ok. You can read and write if we practice together”.

So Emily and her teacher meet every day after class. They practice together. Emily works hard. Now she knows how to read and write!

Emily’nin Sırrı

Emily 8 yaşındadır. Büyük bir evde yaşar. Muazzam bir odası vardır. Çok sayıda oyuncağa ve pek çok arkadaşa sahiptir. Fakat Emily mutlu değildir. Bir sırrı vardır. Sırrını kimseye söylemek istemez. Utanır. Problem şudur ki, eğer kimse sırrını bilmezse, yardım edebilecek kimse olamaz.

Emily ev ödevini yazmaz. Bir sınavı olduğu zaman hastalanır. Kimseye söylemez ama gerçek şudur; o okuyamaz ve yazamaz. Emily alfabenin harflerini hatırlamaz.

Bir gün Emily’nin öğretmeni keşfeder. Emily’in tahtaya yazı yazamadığını görür. Dersten sonra onu çağırır ve gerçeği anlatmasını ister. Emily, “Bu doğru. Nasıl okuyup yazacağımı bilmiyorum.” der. Öğretmen onu dinler. Emily’ye yardım etmek ister. Ona, “Sorun değil. Eğer birlikte çalışırsak okuyup yazabilirsin.” der.

Böylece Emily ve öğretmeni dersten sonra her gün buluşur. Birlikte çalışırlar. Emily çok çalışır. Şu an nasıl okunup yazılacağını biliyor.

2nd Story

What Are You Talking About?

Jane and Laura are walking to the mall. They want to buy new clothes. Jane has some money and Laura has some money.

Suddenly, Jane is calling: “Laura! Laura! Look at that dress! Isn’t it beautiful? I want that dress, but I don’t have enough money.”

Laura is calling: “What are you talking about? This is an ugly dress! It is just horrible! I don’t even want to see this dress.”

“Ok, ok…” Jane is whispering sadly.

Suddenly Laura is calling: “Oh my god! Look at this dress! It is beautiful! I want this dress. Oh, but look at the price. It is too expensive for me.”

Now Jane is calling: “What are you talking about? This is an ugly dress! It is really horrible! I don’t even want to see it.”

“Ok, ok…” Laura is whispering sadly.

Now Jane is sad, and Laura is sad. They are walking home. They have no new clothes, but they know that next time they should respect other opinions…

Sen neden bahsediyorsun?

Jane ve Laura alışveriş merkezine yürüyorlar. Yeni kıyafetler almak istiyorlar. Jane biraz paraya ve Laura biraz paraya sahip.

Birdenbire Jane bağırıyor: “Laura! Laura! Şu elbiseye bak! Güzel değil mi? Bu elbiseyi istiyorum ama yeterli param yok.”

Laura bağırıyor: “Sen neden bahsediyorsun? Bu çirkin bir elbise! Sadece korkunç! Bu elbiseyi görmek bile istemiyorum.”

“Tamam, tamam…” diye üzgün bir şekilde fısıldar Jane.

Birdenbire Laura bağırıyor: “Aman tanrım! Bu elbiseye bak! Güzel! Bu elbiseyi istiyorum! Oh, ama fiyatına bak. Benim için çok pahalı.”

Şimdi Jane bağırıyor: “Sen neden bahsediyorsun? Bu çirkin bir elbise! Gerçekten korkunç! Onu görmek bile istemiyorum.”

“Tamam, tamam…” diye üzgün bir şekilde fısıldar Laura.

Şimdi Jane mutsuz, Laura mutsuzdur. Eve yürürler. Yeni kıyafetleri yoktur ama bir dahaki sefere diğer fikirlere saygı duymayı öğrenirler.

3rd Story

Sean and The Birthday Cake

Sean likes food. He likes fruit and vegetables. He likes bread and cakes. He likes fish and dairy products. He likes meat. He eats everything!

One day he goes to a party. It is a birthday party for his friend Leo. He enjoys the party with his friends. They dance and have fun.

At the end of the night, Leo’s mother comes with a cake. Everyone is very happy. They like sweet cakes. Sean is also happy. He likes food!

Leo’s mother slices the cake and gives every kid a piece of cake. Sean is the first one that gets a piece. At first, he is very happy, but after a few moments, he turns blue. He runs outside.

When he returns, everybody is very surprised. His friend Leo asks, “Sean, is everything alright? You don’t behave like yourself!”

Sean is surprised. “Why, Leo? Why do you say that?”

“Well,” Leo answers, “you usually love food very much! You don’t run away from food!”

Sean smiles and says, “Yes, Leo, I love food. But that cake is not food!”

Sean ve Doğumgünü Pastası

Sean yemek yemeyi sever. Meyve ve sebzeleri sever. Ekmek ve kekleri sever. Balık ve süt ürünlerini sever. Et sever. Her şeyi yemeyi sever!

Bir gün bir partiye gider. Arkadaşı Leo için bir doğum günü partisidir. Arkadaşlarıyla birlikte partinin tadını çıkarır. Dans ederler ve çok eğlenirler.

Gecenin sonunda, Leo’nun annesi pasta ile gelir. Herkes çok mutludur. Şekerli pastayı severler. Sean de mutludur. Yemek yemeyi sever!

Leo’nun annesi pastayı dilimler ve her çocuğa bir dilim pasta verir. Sean dilimi alan ilk kişidir. Başta mutludur ama birkaç dakika sonra mavi renge döner. Dışarı koşar.

Geri döndüğünde herkes şaşkındır. Arkadaşı Leo sorar, “Sean, her şey yolunda mı? Kendin gibi davranmıyorsun!”

Sean şaşırmıştır. “Niçin, Leo? Neden bunu söylüyorsun?”

“Eh,” diye Leo cevap verir, “Sen genelde yemek yemeyi çok seversin! Yemeklerden kaçmazsın!”

Sean güler ve der ki, “Evet, Leo, Yemek yemeyi severim. Fakat pasta, yemek değil!”

 

Have you checked English Ninjas content pool? There are lots of stories you can read and talk about with your tutor!

Click here to subscribe and improve your English!

 

 

 

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *