Weather Idioms

Weather Idioms

Break the ice (Buzları kırmak)

To get a conversation started in a social situation, break the awkward silence when meeting someone new.

(Bir sohbeti sosyal bir durumda başlatmak için, yeni birisiyle tanışırken garip bir sessizliği kırın.)

Example: I saw someone I was attracted to on the elevator so I talked about the weather to break the ice.

(Örnek:Asansörde etkilendiğim birini gördüm, bu yüzden buzu kırmak için hava durumu hakkında konuştum.)

As right as rain (Yağmur kadar doğru)

To feel well, alright.(İyi hissetmek)
Example: I was feeling sick yesterday, but took some medicine and now I’m as right as rain.

(Örnek:Dün hasta hissediyordum ama biraz ilaç aldım ve şimdi yağmur kadar doğruyum.)

To be under the weather (Havanın altında olmak,rengi solmak)

To feel sick or unhealthy.(hasta ya da sağlıksız hissetmek)
Example: Dude, I’m sorry I won’t make it to your party as I’m under the weather.(Örnek:Dostum,üzgünüm ama havanın altında olduğum müddetçe partine katılamayacağım.)

A fair-weather friend (iyi gün dostu)

Someone who is your friend only when you’re in a good situation and they don’t support you in difficult times.

(Arkadaşınız olan ancak iyi bir durumda olduğunuzda ve zor zamanlarda sizi desteklemeyen biri.)

Example: When I lost my status as an elite football player, I suddenly was alone. It turns out they were all fair weather friends.

(Örnek:Seçkin bir futbolcu olarak statümü kaybettiğimde, aniden yalnız kaldım.Anlaşılan hepsi kötü gün dostuydu.)

Calm before the storm (fırtına öncesi sessizlik)

A quiet and peaceful time before something with great activity or difficulty happens.

(Büyük bir aktivite ya da zorluk çekmeden önceki sessiz ve barışçıl zaman)

Example: When for some reason it is very quiet before traffic starts, that is the calm before the storm.

(Örnek:Bir nedenden dolayı trafik başlamadan önce çok sessiz olduğu zaman, fırtına öncesi sessizlik söz konusudur.)

Every cloud has a silver lining (Her şerde bir hayır vardır)

There’s something good in every bad situation.

(Her kötü durumun içinde iyi bir durum vardır.)

Example: I couldn’t make the interview and lost the chance at a new job. The company 3 weeks later was under investigatino so I’m thankful I didn’t join. Every cloud has a silver lining.

(örnek:Görüşmeyi yapamadım ve yeni bir iş şansımı kaybettim.3 hafta sonra şirket soruşturma altındaydı, bu yüzden katılmadığım için müteşekkirim.)

When it rains it pours (Yağmur yağdığında,dökülür)

It is used to comment on a situation that when something bad happens usually other bad things happen as well.

(Kötü bir şey olduğunda genellikle diğer kötü şeylerin de olduğu bir durum hakkında yorum yapmak için kullanılır.)

Example: First, they broke into my car at the beach and then I found out they also broke it my house. When it rains it pours!

(Örnek:Önce sahildeki arabama girdiler, sonra da evimi girdiklerini öğrendim.)

It’s raining cats and dogs (Bardaktan boşalırcasına yağıyor)

It’s raining very hard, it’s pouring.(Sert ve dökülürcesine yağmasıdır.)

Example: I think I’m going to stay in today and play some video games. It’s raining cats and dogs.

(Örnek: Sanırım bugün burada kalıp video oyunları oynayacağım.Bardaktan boşalırcasına yağıyor.)

A storm is brewing (fırtına yaklaşıyor)

There is going to be trouble or an argument.

(Bir bela ya da tartışma olacaktır.)

Example: Everybody is harrassing the bus driver and it looks like he is getting very angry. A storm is brewing.

(Örnek: Herkes otobüs şoförünü taciz ediyor ve çok sinirleniyor gibi görünüyor.Fırtına yaklaşıyor.)

Steal someone’s thunder (rol çalmak)

To take attention away from someone on their special day i.e. a wedding or birthday.

(Başkalarının özel gününde dikkatleri üzerine çekmek.Düğün,doğum günü vs..)

Example: It’s my presentation and you’re the one who did all the talking. Why did you have to go steal my thunder?

(Örnek:Bu benim sunumum ve sen bütün konuşmayı yapan sendin.Neden sahnemi çalmak zorundaydın?)

Save it for a rainy day (yağmurlu bir gün için sakla)

Keep something i.e. money for a time when it is needed.

(Para gibi bir şeyi ihtiyaç duyacağın zaman için saklamak.)

Example: I earned extra money selling lemonade. I’ll save it for a rainy day.

(Örnek:Limonata satarak fazladan para kazandım.Yağmurlu bir gün için saklayacağım.)

Take a rain check (yağmur kontrolü yapmak)

Is used to refuse an offer in a polite way, implying that you may accept it in the future.

(Bir teklifi kibar bir şekilde reddetmek için kullanılır, ileride kabul edebileceğinizi belirtir.)

Example: I don’t feel like going out tonight, so I’ll take a rain check.

(Örnek:Bu gece dışarı çıkmak istemiyorum, bu yüzden yağmur kontrolü yapacağım.)

To be on cloud nine (dokuzuncu üzerinde olmak)

To be very happy about something

(Bir şey hakkında çok mutlu olmak.)

Example: When I finally got the raise I was on cloud nine.

(Örnek:Sonunda zam aldığımda bulutların üzerindeydim.)

Rain on someone’s parade (Birinin geçit töreninde yağmur yağması)

To do or say something that spoils someone’s plans or draws attention to the negative aspects of their plans.

(Birisinin planlarını bozan veya planlarının olumsuz yönlerine dikkat çeken bir şey yapmak veya söylemektir.)

Example: I don’t want to rain on your parade, but you can’t go out the game tomorrow. You promised your mom to help her get some things from high places.

(Örnek:Geçit töreninde yağmur yağmak istemiyorum, ama yarın oyuna gidemezsin. Annene yüksek yerlerden bazı şeyleri almasına yardım etmesi için söz verdin.)

Come rain or shine (Ne olursa olsun)

No matter the circumstances, also whatever the weather is.

Şartlar ve durum ne olursa olsun.

Example: I will stand by you come rain or shine, you are my sister from another mister.

(ÖrnekNe olursa olsun senin yanında duracağım,sen benim başka babadan kız kardeşimsin.)

 

To work on these Weather idioms with live tutors, start with English Ninjas today! Click here to sign up.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *