Garsonlar ve Müşteriler İçin İngilizce Kalıplar

İngilizcede hem başlangıç seviyesinde hem de orta seviyede sıkça karşılaşacağınız yiyecek ve içecek sipariş kalıpları farklı rollere göre değişkenlik gösteriyor. Müşteriler kadar garsonlar için de İngilizce sipariş verme ve sipariş alma kalıpları günlük kullanımdaki ihtiyaçlara göre şekilleniyor. Şık bir restoran, kafe veya fast food zinciri gibi farklı mekanlarda İngilizce sipariş verme, sipariş hazırlama, menü sorma veya menü önerme İngilizce konuşma diyaloglarının özünü oluşturuyor.

Bu bölümde, İngilizce yeme-içme siparişi nasıl verilir konusunun farklı rollere göre örnekleri var. İşte garsonlar ve müşteriler için özel hazırlanmış konuşma kalıpları:

Restoranda Garsonlar için İngilizce Kalıplar

Aşağıdaki örneklerde göreceğiniz gibi, bir restoranda çalışan garson ile fast food servisi yapan görevlinin konuşma biçimleri farklılık gösteriyor. Garsonlar daha nazik ve daha resmi olan “Would you like”, “Could I have” veya “Would you prefer” kalıplarını sıkça kullanıyorlar. Bu ifadeler genelde özne-yüklem-nesne kalıplarına uygun kurallı cümleleri kapsayan niteliktedir.

Soru içeren kalıplar:
  • Do you have a reservation? (Rezervasyonunuz var mı?)
  • Would you prefer smoking or non-smoking zone? (Sigaralı bölümü mü, sigarasız bölümü mü tercih edersiniz?)
  • Would you like to see the menu? (Menüyü görmek ister misiniz?)
  • Would you like something to drink before the meal? (Yemek öncesi bir şeyler içmek ister misiniz?)
  • Would you like to start with a coctail? (Bir kokteylle başlamak ister misiniz?)
  • Would you like any cold starters? (Soğuk başlangıçlardan alır mısınız?)
  • Are you ready to order? (Sipariş vermeye hazır mısınız?)
  • Can I take your order, please? (Siparişinizi alabilir miyim?)
  • Is there anything I can get for you? (Ne arzu edersiniz?)
  • Rare, medium or well done? (For beef, lamb and chicken preferences.) (Az mı, orta pişmiş mi yoksa çok pişmiş mi alırsınız? [Dana, kuzu veya tavuk eti tercihinde kullanılır.])
  • How would you like that prepared? (Nasıl hazırlanmasını arzu edersiniz?)
  • Would you like some salt and pepper? (Biraz tuz ve biber ister miydiniz?)
  • Would you like cheese tray with that? (Yanında peynir tabağı da alır mısınız?)
  • Would you care for a dessert? (Tatlı ister misiniz?)
  • Would you like to try our special dessert tray? (Özel tatlı menümüzden denemeyi düşünür müsünüz?)
  • What would you like to drink? (Ne içmek istersiniz?)
  • Would you prefer red or white wine? (Kırmızı mı, beyaz şarap mı tercih edersiniz?)
  • Can I get you something to drink with that? (Yanında içecek arzu eder misiniz?
  • Would you like some desserts afterwards? (Yemekten sonra tatlı alır mısınız?)
  • Would you like some coffee? (Kahve ister misiniz?)
  • Cream or sugar? (Krema, şeker?)
  • How will you prefer your coffee? With or without sugar? (Kahvenizi nasıl alırsınız? Şekerli mi, şekersiz mi?)
  • Will you pay by cash or credit card? (Nakit mi, kredi kartı ile mi ödeyeceksiniz?)
Soru içermeyen kalıplar:
  • I’ll have a table ready for you in a moment. (Masanızı hemen hazırlıyorum.)
  • Let me tell you our specials today: Chicken soup and roasted beef with mushroom sauce. (Bugüne özel menümüzü söyleyeyim: tavuk suyu çorbası ve mantar soslu dana rosto.)
  • Today’s specials are chicken soup and roasted beed with mushroom sauce. (Bugüne özel menümüz tavuk suyu çorbası ve mantar soslu dana rostodur.)
  • Here is your order. (Siparişiniz hazır.)
  • Thank you very much. Have a nice day. (Teşekkür ederiz. İyi günler.)
  • I am sorry we are out of that today. (Kusura bakmayın, ondan ne yazık ki kalmadı.)
  • I am afraid that is no more in our menu, but I can get you Chef’s selection of this. (Ne yazık ki, o seçenek artık menümüzde yer almıyor, ama size Şef’in tavsiyesi olanı getirebilirim.)
  • Sorry, it’s all gone. (Kusura bakmayın, hepsi bitti.)
  • Here is your bill, please. (Buyurun, hesabınız.)

Fast Food Restoran Çalışanları için İngilizce Kalıplar

Fast food çalışanları, yaptıkları işin yapısına uygun biçimde, yarı resmî ve daha hızlı İngilizce dil kullanımını tercih ediyorlar. “Will you” ve “Do you want” soru kalıpları yanında kısaltılmış cümle yapılarıyla bu ortamlarda diyalog akıcılığınızı sağlayabilirsiniz.

  • Can I have your order, please? (Siparişinizi alabilir miyim?)
  • What will it be? (Ne alırdınız?)
  • Do you want it with chips? (Yanında patates kızartması ister misiniz?)
  • Anything to drink? (İçecek alır mısınız?)
  • Big, small or medium? (For hamburgers and drinks.) (Büyük mü, orta mı, küçük mü? [Hamburger ve içecek boyutları için kullanılır.])
  • Let me show you the dessert tray? (Size tatlı tabağını göstereyim.)
  • Do you need any napkins? (Peçete ister misiniz?)
  • Do you need any salt and pepper? (Tuz ve karabiber ister misiniz?)
  • Anything else? (Başka bir şey var mı?)
  • Eat in or take away? (Burada mı yiyeceksiniz, paket mi olsun?)
  • For here or to go? (Burada mı yersiniz, paket mi olsun?)
  • Do you want that take away? (Paket mi olsun?)
  • Here you go. (Buyurun.)
  • Here you are. (Buyurun.)
  • Your order is ready. (Siparişiniz hazır.)
  • That’s three hundred thirty-five. (Hepsi 335 ediyor.)
  • That’s 25 Euros and 20 cents with the drinks. (İçeceklerle birlikte 25 Avro ve 20 Cent ediyor.)
  • Thank you. Have a nice day. (Teşekürler, iyi günler.)

Restoran Müşterileri için İngilizce Kalıplar

İngilizce yemek siparişi veren müşteriler için de konuşma kalıplarında farklılıklar bulunuyor. Tıpkı garsonlar gibi restoran müşterileri de “Coul I have”, “I would prefer”, “I’d like” biçimindeki rica kalıplarını kullanarak taleplerini dile getiriyorlar. Restoranda sipariş veren müşteriyle paket servisi talep eden müşterinin İngilizce konuşma kalıpları farklılık gösterebiliyor.

Soru içeren kalıplar:
  • Could you change us to a window-side table? (Cam kenarında bir masaya geçebilir miyiz?)
  • Excuse me, can you come here for a second, please? (Affedersiniz, bir saniye gelebilir misiniz lütfen?)
  • Could I see menu please? (Menüyü görebilir miyiz lütfen?)
  • Can we take the menu, please? (Menüyü alabilir miyiz lütfen?)
  • We couldn’t decide what to order, yet. What would you recommend? (Henüz siparişimize karar veremedik. Bize neleri tavsiye edersiniz?)
  • Excuse me, can you take our orders, please? (Affedersiniz, siparişimizi alabilir misiniz?)
  • What specials would you suggest? (Hangilerini tavsiye edersiniz?)
  • What’s the soup of the day? (Günün çorbası nedir?)
  • Do you have any vegetariam dishes? (Vejetaryen yemekleriniz bulunuyor mu?)
  • Could I have some chicken soup as a starter? (Başlangıç olarak tavuk çorbası alabilir miyim?)
  • Can I get it rare? (Bunu çok pişmiş alabilir miyim?)
  • Sorry, this soup is cold. Can you change it? (Kusura bakmayın, bu çorba soğuk. Değiştirebilir misiniz?)
  • Can I have some mineral water, please? (Soda alabilir miyim, lütfen?)
  • Could I have a Cappuccino? (Bir Cappucino alabilir miyim?)
  • I couldn’t eat that all. Could you wrap it, please? (Bunu yiyemedim. Paket yapabilir misiniz?)
  • Could I have the bill, please? (Hesabı alabilir miyim?)
  • Check, please? (Hesap, lütfen.)
  • Can we have seperate checks, please? (Hesabı ayrı ayrı alabilir miyiz?)
  • Can I have the receipt, please? (Fişi alabilir miyim, lütfen?)
  • Do you take cash or credit card? (Nakit mi, kredi kartı mı kabul ediyorsunuz?)
  • Can I pay by credit card, please? (Kredi kartı ile ödeyebilir miyim?)
  • Does this include the tip? (Hesaba bahşiş dahil mi?)
Soru içermeyen kalıplar:
  • We need more minutes to decide. (Karar vermek için birkaç dakikaya daha ihtiyacımız bulunuyor.)
  • We are ready to order, now. (Artık sipariş verebiliriz.)
  • I would like to have roasted beef and salad, please. (Ben dana rosto ve salata almak istiyorum.)
  • Roasted beef for me and a hamburger with chips for my child. (Benim için dana rosto, çocuğum için de hamburger ve patates kızartması, lütfen.)
  • I’d like my steak rare, please. (Bifteğim az pişmiş olsun, lütfen.)
  • There seems to be a mistake in the bill. (Hesapta bir yanlışlık var gibi görünüyor.)
  • A table for two, please. (İki kişilik bir masa lütfen.)
  • I would prefer a non-smoking table for four. (Sigara içilmeyen bölümden dört kişilik bir masa rica ediyorum.)
  • I have a reservation for John Williams. (John Williams adına bir rezervasyonum var.)
  • Another party will be joining us. (Başka bir grup daha bize katılacak.)

Fast Food Müşterileri için İngilizce Kalıplar

Fast food restoranlarında müşteriler, servis personeli gibi direkt soru-yanıt biçimindeki İngilizce kalıplarla sipariş verip hazır gıda alışverişi yapabiliyorlar. Gereken durumlarda, yarı resmî türdeki rica ifadelerini de fast food ortamında müşteri olarak kullanabilirsiniz.

  • I’ll have a chickenburger with chips, please? (Bir tavuk burger ve yanında patates istiyorum.)
  • Can I have a small cola, please? (Küçük bir kola alabilir miyim, lütfen?)
  • Mayonnaise but no ketchup. (Mayonez olsun, ketçap olmasın.)
  • Go easy on the onions. (Soğanı fazla koymayın.)
  • Eat in, please. (Burada yiyeceğim.)
  • I’ll eat it here. (Burada yiyeceğim.)
  • Take away, please. (Paket olsun, lütfen.)
  • Do you take credit cards? (Kredi kartı kabul ediyor musunuz?)
  • Keep the change. (Üstü kalsın.)

Siz de bu örneklerden faydalanarak, İngilizce sipariş verme ve sipariş alma diyaloglarınızı kurabilirsiniz. Bulunduğunuz ortama kolayca uyarlayabileceğiniz bu örnekleri, ana dili İngilizce olan English Ninjas eğitmenleri ile pratik yaparak geliştirebilirsiniz.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir