İş Hayatında Mutlaka Kullanmanız Gereken İş İngilizcesi Kalıpları

Bilgi, ana dili İngilizce olan ülkelerde üretilir ve bu ülkelerden tüm dünyaya yayılır. Küreselleşen dünyada bir şirketin İngilizceyi kullanmadan ayakta kalması neredeyse imkansızdır. Büyükten küçüğe birçok uluslararası şirket ofis dili olarak İngilizceyi kullanır. Yerli ve yabancı şirketler işe alımlarda İngilizce bilen adaylara öncelik tanır, çalışanlarının İngilizce dil becerilerini geliştirmelerini talep eder. İngilizceyi etkili kullanmak rekabetçi iş koşulları düşünüldüğünde artık bir lüksten çok elzem bir ihtiyaçtır. İşe yarar iş İngilizcesi kalıplarını bilmek sizi bu yarışta öne geçirecektir. Daha iyi şirketlerde çalışmak veya çalıştığınız işte kariyer basamaklarını hızlıca tırmanmak isterseniz çok sık kullanılan bazı kalıpları bilmeniz gerekir.

Hangi durumlarda ne tür kalıplar kullanmanız gerektiğine hep birlikte bir göz atalım.

Yazışmalara başlarken, cevap verirken ve onları bitirirken kullanılan kalıplar

İngilizce yazışmalarda karşı tarafa hitap ederken yazışmanın açılış kısmında şu kalıbı kullanabilirsiniz:

  • Dear Sir or Madam (Sevgili Hanımefendi/Beyefendi)

Yazıştığınız kişinin ismini ve cinsiyetini bilmiyorsanız e-postanıza “Dear Sir/Madam” diyerek başlamanız daha uygun olur. Eğer biliyorsanız “dear” kelimesinden sonra yazıştığınız kişinin ismini yazmalısınız.

Örnek:
  • Dear Sir or Madam (Sevgili Hanımefendi ya da Beyefendi)
  • Dear Jack (Sevgili Jack)

İngilizce yazışmalarda bir konu hakkında karşı tarafı bilgilendirmek istediğinizde cümleye şu kalıpla başlamalısınız:

  • I would like to inform you that… (Sizi … bilgilendirmek isterim.)
Örnek:
  • I would like to inform you that the document you asked for is completed. (İstediğiniz belgenin tamamlandığını size bildirmek isterim.)

Karşı taraftan bir konu hakkında bilgi almak istediğinizde şu kalıbı kullanmalısınız:

  • Would you please let us know… (Lütfen bize … bildirir misiniz?)
Örnek:
  • Would you please let us know when you will be able to send samples? (Ne zaman numune gönderebileceksiniz, lütfen bize bildirir misiniz?)

Yazışmalarınıza hızlıca cevap almak istediğinizde, karşı taraftan size gelecek bilgiye acil ihtiyaç duyduğunuzda veya bir zaman kısıtlamanız varsa şu kalıpları kullanmalısınız:

  • As soon as possible
  • By the end of [time]
  • No later than [time]

“As soon as possible”, “mümkün olduğu kadar kısa sürede” anlamına gelir ve genellikle “asap” diye kısaltılır. “By the end of” kalıbı “belli bir tarihin sonuna kadar” anlamı taşır. “No later than” kalıbı ise “istenen süreden daha geç olmamak koşuluyla en geç” manasına gelir.

Örnek:
  • I request you to send regarding samples as soon as possible. (İlgili numuneleri mümkün olan en kısa sürede göndermenizi rica ediyorum.)
  • I request you to send regarding samples by the end of this week. (İlgili numuneleri bu hafta sonuna kadar göndermenizi rica ediyorum.)
  • I request you to send regarding samples no later than Friday. (İlgili numuneleri en geç cuma gününe kadar göndermenizi rica ediyorum.)

İngilizce yazışmalarda karşı taraftan e-postanıza cevap almak istediğinizde e-postayı bitirmeden önce şu kalıbı kullanmalısınız:

  • Awaiting your reply. (Cevabınızı bekliyorum.)

Alternatif olarak şunu da kullanabilirsiniz:

  • Looking forward to hearing from you soon. (Kısa süre içinde cevabınızı bekliyorum.)

Yazışmanızı bitirmeden önce her zaman karşı tarafa teşekkür etmelisiniz.

  • Thank you in advance. (Şimdiden teşekkürler.)

Şu ifadeleri kullandıktan sonra isminizi ve çalıştığınız şirketteki görevinizi belirtmelisiniz:

  • Best regards / Kind Regards (En iyi dileklerimle, saygılarımla.)

Telefon görüşmelerinde veya telekonferanslarda kullanılan kalıplar

Birçok şirkette telefon ettiğiniz kişiye doğrudan ulaşmanız mümkün değildir ve aramanıza cevap verecek kişi büyük bir ihtimalle şirket sekreteri olacaktır. Dolayısıyla şu kalıp da telefon görüşmelerinizde sıkça karşılaşacağınız kalıplardandır.

  • Please hold on / Please hold on the line. (Lütfen bekleyin / Lütfen hatta kalın.)
Örnek:
  • Could I speak to your sales manager, please? (Satış müdürünüzle konuşabilir miyim, lütfen?)
  • Please hold on the line. (Lütfen hatta kalın.)

Yurt dışı telefon aramalarınızda veya video görüşmelerinizde bağlantı problemleriyle sık sık karşılaşılaşmanız ve iletişim kurduğunuz kişinin telaffuzunu anlamakta güçlük çekmeniz mümkün. Şu kalıpla karşı tarafı daha rahat anlamanızı sağlayabilirsiniz:

  • Could you speak more slowly, please? (Daha yavaş konuşur musunuz lütfen?)

Görüşmenizde anlatılan konuyu yeterince anlayamadıysanız karşı taraftan yardım istemekten çekinmemelisiniz. Şu kalıpla karşı taraftan görüştüğünüz konu hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz:

  • Could you explain that in another way, please? (Bunu başka bir şekilde anlatır mısınız, lütfen?)

Toplantılarda ve sunumlarda kullanılan kalıplar

İş ortamında yapacağınız sunumlara kendinizi tanıtarak başlamalı ve toplantıya katılanlara hangi konu hakkında konuşacağınıza dair bilgi vermelisiniz. Şu kalıp, sunum yapan kişiler tarafından sıklıkla tercih edilir:

  • Today I’m here to talk to you about… (Bugün sizinle … hakkında konuşmak için buradayım/konuşacağım.)
Örnek:
  • Hi everyone, I’m Jack. Today I’m here to talk about our new production facility in China. (Herkese merhaba, ben Jack. Bugün Çin’deki yeni üretim tesisimiz hakkında konuşmak için buradayım.)

Genellikle telekonferanslarda veya toplantılarda kullanılan şu kalıp, görüşmeyi yöneten kişi tarafından tüm katılımcıların konuşulan konu hakkında aynı fikirde olup olmadığını kontrol etmek için kullanılır:

  • Are we all on the same page? (Hepimiz aynı fikirde miyiz?)

Toplantılarda konuşan kişinin sözünü kesmeniz gerekirse şu kalıbı kullanmalısınız:

  • Sorry, I interrupted you. (Kusura bakmayın, lafınızı kestim.)

Toplantıyı yöneten kişi, konu hakkında konuşan kişiye şöyle der:

  • Please go on. (Lütfen devam edin.)

Konuşulan bir konu hakkında karşı tarafla aynı fikirde olmadığınızda ve şirketinizin konuya ilişkin yaklaşımını anlatmak istediğinizde şu kalıplardan yararlanabilirsiniz:

  • From our perspective, it’s a little different. Let me explain. (Bizim açımızdan biraz farklı. Açıklamama izin verin.)

Toplantı talep etmeniz gerektiği durumlarda şu kalıba başvurabilirsiniz.

  • I would like to set up a meeting with you at your earliest convenience. (Sizinle en kısa zamanda bir toplantı yapmak istiyorum.)

Müzakerelerde kullanılan kalıplar

Müzakere ettiğiniz konuda istediğinizi elde etme ihtimaliniz olduğu gibi beklemediğiniz durumlarla da karşılaşabilirsiniz. Müzakerelerde şirketinizin çıkarlarını koruyamayacağınız durumlar söz konusu olabilir. “Bottom line” terimini bu gibi durumlarda kullanabilirsiniz.

  • Bottom line (Asıl önemli olan şey, sözün özü, sonuç olarak)
Örnek:
  • I hear what you are saying but our bottom line is very clear on this one. (Ne söylediğinizi anlıyorum fakat bu konuda bizim için sonuç çok net.)

Müzakerelerde karşı tarafla görüştüğünüz konuda asla kabul edemeyeceğiniz koşullarla iş yapmanız beklenebilir. “Deal breaker” bu gibi durumlarda kullanılan bir terimdir.

  • Deal breaker (Anlaşmayı bozan)
Örnek:
  • This is the deal breaker for us. We can’t budge. (Bu, bizim için anlaşmayı bozar. Değiştiremeyiz.)

Müzakerelerde üzerinize düşen sorumlulukları yerine getirdiğinizde şu kalıbı kullanabilirsiniz:

  • The ball is on your court. (Top sizin sahanızda. / Top sizde.)
Örnek:
  • We have prepared all the neccessary documents. The ball is on your court now. (Gerekli tüm belgeleri hazırladık. Şimdi top sizde.)

İş hayatınızda kullamanız gereken ve sıklıkla karşılaşacağınız en önemli kalıpları görmüş oldunuz. Pratik yaparak bu kalıpları daha etkin kullanmak, şüphesiz İngilizce iletişim kabiliyetinizin gelişmesine büyük katkı sağlayacaktır. Dil becerilerinizi geliştirmek için ve daha fazla bilgi almak için English Ninjas’ın yetkinliğinden faydalanabilir, sayfalarımızı ziyaret edebilirsiniz.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir